Yaşamın Çağlar’ı - Ömer Şan

25 Aralık 2012 Salı

Yaşam su gibidir bazı zaman, üstüne dizeler sıralanan, türkülerine kurşun sıkılan yada romanlarına bomba muamelesi yapılan! HES’ler gibi kelepçeler takılır bileklerine kimi zaman bu kaynağın! Yada bir evlat sevincidir, yaşama dal budak veren; Filiz’lenip Ömür katan, Çağlar’casına…


Gün olur, idam sehpalarından anılır Deniz’lerden Erdal’lara… An gelir faşizme kurban verilir Maraş’ta, Çorum’da… Yakılır Sivas’ta! Katledilir Menemen’de Kubilay misali, bekçi Şevki ve Hasan gibi…

Ve bir Ömür beklersiniz, Filiz’lenir, Çağlar diye! Metin Olur Hopa’da, Ulaş olur gaz bombalarının önünde!.. Yaşama can verirken, kahpeliklerin gölgesinde bir puştluğa kurban verirsiniz!

Ve yaşam… Ne ekmek kavgası ve ne de aşk davasıdır! Şerefle, onurla, namusla ve hepsinden önemlisi insan olarak kalabilme mücadelesidir yaşam!

Memleket havası istiyordu ya şair, değildi bizim bu içinde bulunduğumuz havalardan ama istediği!

Maya’ları tutmamıştı ya takvimden, kaçıp kurtulacaklardı dünyanın kıyametinden Şirince’ye! Oysaki asıl kıyamet emeğin hakkında, demokrasinin ilerisinde, işsizlikte, üretimde, ergene konan da, belki de Hopa’da, ODTÜ’deydi… Kıyamet kopmamıştı 21 Aralık’ta ama birilerinin ödü kopmuştu!

Aslında biraz yerel gibi görünse de çay konusun bütün ülkeyi, emeği ve emekçileri de ilgilendiriyor! Hele ki kaçağı! Sigarada, akaryakıtta ve hatta uyuşturucuda olduğundan daha fazla bir potansiyel var kaçak çayda mesela! E bir de alınan önlemlere baktığınızda veya önlem diye söz edilenlere, neredeyse ‘teşvik’ gibi geliyor! Bir de sevgili kaçakçıları üzülmesin diye uygulanmayan baskılar da üstüne kebap!

Yurt genelinde yakalanan kaçak çaylar, Gümrüklerdeki ‘Tasiş’lerde ihaleye çıkartılıp satılıyor ve resmen yasallaştırılıyor! Bu ihaleleri kimlerin aldığını hiç mi hiç anlatmaya gerek yok!

Üretici bu yıl, ülkemizdeki çay tarihinin en yoğun tepkisini gösterdi! Kota ve kontenjan, alım ve düşük fiyat politikaları ve de bunların yanında özel firmaların peşin para diye yarı yarıya yaş çay almaları… Ve yine tarihte bir ilk olarak fabrika kapatmalar! Taşlıdere için bir aydan fazladır üreticiler eylem yapıyor ve fabrikalarını, yenisi yapılmadan yıktırmak istemiyor! Eylem yapıyor, oturuyor, yürüyor!

Geçen haftaki eylemde önemli vurgular vardı mesela! Malatyalı (İsmet İnönü) ve Ispartalı (Süleyman Demirel) yaptı, Rizeli işletemiyor… Bize sahip çıkmayanı biz de tanımayız! Suriye’den Arınç’a, Başbakan’a uzanan ince vurgular!

E doğal olarak dışarıdan bakılınca, madem bu kadar tepki var, neden hala oy akıyor ve destek görüyor, sorusu geliyor akla! İşte burada biraz da iğne-çuvaldız hikâyesi giriyor devreye! Ayrıca bir de sandığa gitmeyenler!

E ne oldu böyle olunca, Rize milletvekili ve bakan Yazıcı, adeta ‘ağızı olan konuşuyor’ ve ‘hayalle yaşayanın da yaşamayanın da’ edasıyla, ‘inanlar konuşacak tabii, hayal etmek iyi bir şeydir’ edebiyatı yaptı! Zaten, kaçak çayda da suçu atlara-katırlara atarken, köpek sayılarını arttırarak önlem alınacağını söylemesi de farklı bir şey değildi…

Nasıl olsa ticareti de yoluna koydular gemiciğin ardından, deniz fenersiz geçemeyen gemilerle… Gemicik, artık ‘gem-i cuk’ oldu. Hele bir de oğlanlar, okçuluk-atıcılık işlerinde ortak oldu… Değmeyin ‘ununu akıtana’ grisin! Nasılsa babaları da eski tanışıyordu, ortak noktalarda buluşmuşlardı ya!

Hani demişti ya, kendisini sevmeye mecbur olmayan öğrencilere eleştiri olsun göndermesiyle ‘biz taş atmıyorduk’ diye… Doğru, o zaman tüfek çatıp, kamp yapıyorlardı!..

Neyse… Biz de derinlerine girdik buzdağının neredeyse!

Asıl mesele insan olmaktı ya! Sapmayalım odağından!

Birileri ‘çoğul’ salarken çevresel endamına, bizim mücadelemiz oğul verebilmekti yaşama… Alın teri akmadan boğazdan lokma geçmemesi kadar idi bizim mirasımız! Ne çıkınlarımız vardı sırtımızda ne de şeytanlarımız dolanırdı püsküllerimizin ucunda…

Giresun’un Espiye’sinde köylülere balık tuttuğu için 20 bin liranın üzerinde para cezası yazılmış mesela… Ne ilginç değil mi? Balıkların yaşadığı dereleri kurutup, kelepçeleyerek, tünellere hapseden HES’ler için tık yok! Güneysu ve Salarha’da on binlerce balığın öldürülmesine neden olan taşocakları ile beton santralleri ise masum!

Aşkale’de HES göletinde donarak yaşamlarını kaybeden 5 kişi için hazırlanan bilirkişi raporunda, işçilerin ‘iş güvenliği kurallarına aykırı’ davrandıkları daha da önemlisi, ‘ekmekleri için sustukları’ için suçlu bulunmaları ise tam da ‘cuk’ oturdu yatırım zihniyetine!

Ve şimdi bunca sıkıntı, kayıplar, siyasi manevralar, satılmışlıklar ve puştlukların ortasında yaşama bir oğul kattık biz de! Yıllardır beklediğimiz sevgili bebeğimiz Ömür Çağlar’ımız yaşama açtı gözlerini! Tam da biz bu satırları dizerken önümüze! Yol ve hayat arkadaşım Filiz’imle birlikte, başta sevgili ailelerimiz olmak üzere, bize destek veren ve yardımcı olan herkese yürek dolusu teşekkürler…


Yazarlar:Ömer Şan

Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome