Yeni Yasa Ne Getiriyor? - Raşit Araz

25 Ocak 2012 Çarşamba

12 Eylül 2010 tarihinde yapılan referandum Türkiye’de bir yarılmaya yol açtı. Klasik “sağ” ve “sol” kavramları bir anda iç içe geçti ve ara gri bölgede kendilerinin “sol” olduğunu iddia eden yapılar buluştu.


Başbakanın bir balkon konuşmasında “teşekkürlerine” nail olan Doğan Tarkan (Devrimci Sosyalist İşçi Partisi Genel Başkanı) gibi “sol” yapılanmalar, “referandum sırasında ve sonrasında “Evet” ve  “Yetmez ama Evet” kampanyalarıyla AKP iktidarının ve bu iktidarı kuran, onu meşrulaştıran ve her türlü politikalarını uygulatan ABD’nin yelkenine rüzgâr taşıdılar. Referandum sonrası yürütülen olağanüstü medya kampanyalarıyla 12 Eylülcülerle hesaplaşıyorlar görüntüsü yaratıldı. Bu görüntünün sihrine kapılan “Evet” ve  “Yetmez ama Evet” tavrı alan anlayışlar ise AKP’nin ABD desteğiyle yürüttüğü kampanyanın etkisinde kalarak “gözüne far tutulmuş tavşan” gibi hareketsiz kaldılar. Hatta o kadar ki 12 Eylülle hesaplaşmayı Faşist Kenen Evren’in yargılanmasına kadar indirdiler. AKP’nin bu görünüm altında işçilere, kamu çalışanlarına, emeklilere, işsizlere karşı yürüttüğü acımasız politikaların yedeğine düştüler.  AKP’nin Kürt halkına karşı sürdürdüğü savaşı bırakın değerlendirmeyi, anlayamadılar bile. AKP’nin gittikçe artan baskı politikaları bu gruplarda direnme eğilimleri yaratmadı, aksine şaşırdılar ve baskı politikalarını yürüten AKP’ye akıl vererek, bir anlamda daha “yumuşak” yöntemler kullanarak baskının, zulmün, sömürünün yürütülmesi taleplerinde bulundular.

 Bu referandumda “evet” oylarının fazla çıkması ile Anayasa’da bazı değişiklikler yapıldı.   (Evet” ve “Yetmez ama Evet” cephesinde yer alan ve kendilerini “sol” olarak tanımlayan yapılar,  12 Eylül Anayasa’sında, 12 Eylül Referandumunda değişen maddeler sonucunda da ortaya çıkan Anayasa’da veya AKP tarafından hazırlanan yeni Anayasa’da da her türlü maddeyi görmekte ve tartışmaktadırlar. Görmedikleri ve tartışmadıkları ise bütün bunların sadece sermayenin ihtiyaçlarına göre, onun iktidarını düzenleyen Anayasalar olmasıdır. Halkın Anayasası da, gündemi de farklıdır. Bu “sol” gruplar kendilerinde öyle bir maharet görüyorlarsa Anayasa 1. Maddeye “Yoksulluk yasaktır Açlıktan, yoksulluktan ölünmez.” 2. Maddeye “Sömürmek yasaktır. ” 3. Maddeye de” Herkes eşittir ve özgürdür. “ yazdırsınlar.)

Anayasanın değiştirilen 53. Maddesi  "Toplu sözleşme hakkının kapsamı, istisnaları, toplu sözleşmeden yararlanacaklar, toplu sözleşmenin yapılma şekli, usulü ve yürürlüğü, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılması, Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili, çalışma usul ve esasları ile diğer hususlar kanunla düzenlenir." demektedir. Bu 53. Maddeye istinaden AKP bahsedilen kanunu oluşturmaya çalışmaktadır.  Ayrıca Anayasanın 128. Maddesinde de değişiklik yapılmış kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarına ilişkin hususların toplu sözleşme ile düzenlenebileceği öngörülmüştür.

Bu yasa değişikliğinin temellendirildiği konular şunlardır:
1-Toplu sözleşme hakkının kullanımının düzenlenmesi.
2-Toplu sözleşmenin yapılma usulünün, taraflarının, kapsamının, toplu sözleşmeden yararlanacak olanların, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılmasının,
3-Kamu Görevlileri Hakem Kurulunun teşkili ile çalışma usul ve esaslarının belirlenmesi.
Yeni yasa adını “Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu” şeklinde değiştirmektedir.

Yasaya göre bazı temel değişiklikler yapılacaktır. Bunların başında sendikaya üye olmak için aranan “adaylık” ve “deneme süresinin bitimi” şartları kaldırılmaktadır. Aslında adaylar ve deneme süresinde bulunan kamu görevlileri üzerinde hükümet yanlısı sendikaya üye olmaları için korkunç bir baskı vardır. Ancak bu çalışanların üyelikleri bu arkadaşlar kadro almadan gerçekleşemeyeceği için direnmeleri olasıydı. Yeni yasa ile bu olanak kalmamış, arkadaşlarımız henüz görev yerlerine gitmeden önlerine konulan sahte sendikaya üye formlarını doldurmaya mecbur kalmış olacaklardır.

Diğer bir madde değişikliği ile de sendika kurmak ve sendika yöneticisi olmak işlemleri basitleştirilmektedir. Geniş bir coğrafyada zaten bol miktarda sendika vardır. Emekçilerin hareketini bölmek için AKP hükümeti her yerde kontr sendikalar yaratmıştır. Yasa değişikliği ile bu işlerini kolaylaştırmaktadırlar.

Tasarıda sendikaların 4688 sayılı yasada olmayan organlar kurmasına olanak verilmektedir. Bu konuda tüzük değişiklikleri yeterli görülmektedir. Eğitim Sen bu konuda gerekli adımları atmış ve yasada olmamasına karşın Yönetim Kurullarını Yürütme kurulları haline getirmiş, her aşamada iş yerlerinden başlayarak meclisler kurmuştur. Bu anlamıyla Eğitim Sen’in gerçekleştirdiği şey şimdi yasal kılıfa alınmaktadır.

Tasarı delege seçimini öngörmekte ve üye sayısı 1000’i geçen sendikalarda delege seçimini istemektedir. Bu da doğrudan seçim isteğinde olan Eğitim Sen’i sıkıntıya sokan ama işveren sendikası olmanın ötesine geçemeyen sarı sendikaları ve bu arada AKP tarafından kurdurulan Kontr sendikayı rahatlatmakta, sendika ağalarının o sendikaları ömür boyu yönetip, nemalanmalarına olanak sağlamaktadır.

Tasarı ile sendikaların genel kurul süreleri 4 yıla çıkarılmaktadır. 3 yılın bile fazla olduğu ve sendikalar için en büyük tehlike olan ömür boyu profesyonel sendikacılık anlayışını getiren bu madde tamamen yandaş sendikacıların isteği doğrultusundadır. Eğitim Sen Genel Kurul süreçlerinin 2 yılla sınırlanmasını, Eğitim sen tüzüğünde bulunan aynı organa 2 den fazla aday olunamayacağı maddesinin ve profesyonel olarak çalışan genel merkez Yürütme Kurulu üyesi 7 kişinin kamu çalışanı olarak çalışırken maaş aldığı derece ve kademeden maaş alması maddesinin yasaya girmesini savunmaktadır.

Şube açma ve kapatma yetkisini Yönetim Kurullarına vermektedir. Böylece Yandaş sendikanın yönetim kurulu kendi iradeleri ile oluşabilecek herhangi bir demokratik kalkışmayı ezecek yetkiye sahip olmaktadırlar.

Tasarı ile sendikalara uluslar arası kuruluşlara üye olma olanağı getirilmektedir. Henüz bu madde yokken Eğitim Sen, Uluslararası Eğitim, EI,  (Education International) üyesidir. EI Tüm öğretmenler ve diğer eğitim çalışanlarının uluslararası sesidir. 170 ülke ve bölgeden 400’ü aşkın Eğitimciler sendikasının oluşturduğu bir uluslar arası federasyondur. 30 milyondan fazla üyeye sahiptir. Ana okullarından, üniversitelere kadar Eğitim çalışanlarının bulunduğu her yerde örgütlüdürler. Eğitim Sen’in bağlı olduğu Konfederasyon KESK ise Uluslar arası Sendikalar Konfederasyonu ( ITUC) ve Avrupa Sendikalar Konfederasyonu (ETUC) üyesidir. KESK, ETUC ve ITUC’nin Türkiye’deki tek konfederasyonudur. Yandaş sendikaların bu konfederasyonlara üye olma talepleri “adı geçen sendikaların hükümet yanlısı ve sahte sendika” olmalarından dolayı reddedildikleri basında yer almıştır. Uluslar arası hiçbir platformda sendika olarak kabul edilmeyen yandaş ve kontr sendikalar yasal düzenlemelerle bu kuruluşlara üye edilebilecekleri şekle getirilmeye çalışılmaktadırlar. Oysa ki 175 milyon üyesi bulunan ITUC, verdiği kararla demokrasi ve çalışan hakları alanında tarihi bir döneme son vermiş ve sendika olmayan sendikaların ipliğini pazara çıkarmıştır.

Tasarı aynı zamanda  sendika şubesinin bulunmadığı il ve ilçelerde temsilcilik açma yetkisi ve sendika yöneticilerine tanınan haklardan yararlanmaları öngörmüştür.

Tasarı ile Kamu Personeli Danışma Kurulu oluşturulmaktadır. Bu kurul, bakan, Devlet Personel Başkanı, en çok üyeye sahip 3 konfederasyonun genel başkanlarınca oluşturulacak ve toplu sözleşme ve kurumsal konular dışında kalan diğer konuları görüşmek üzere her yıl Mart ve Kasım aylarında toplanacaktır. Görüldüğü gibi bu kurulda dişe dokunur asıl konular görüşülmeyecektir.

Bir başka madde,  işyeri temsilciliğini düzenlemektedir. Halen işyerlerinde bulunan temsilcilerimizin nasıl baskılar altında oldukları gerçeğine hiç değinilmeden, işyeri temsilcileri ile ilgili yasal düzenlemeler bir anlam ifade etmemektedir. Ücra köşelerdeki okullarda görev yapan Eğitim Sen temsilcileri her türlü baskı ile karşı karşıya kalmaktadırlar. Yasa buna hiç değinmemektedir. Önceki yasada bulunan işyeri temsilcilerine haftada iki saat izinli sayılmaları maddesi aynen korunmaktadır.

Diğer bir maddede de sendika aidat kesinti listesinin işyerlerinde görünür bir yere asılmaları konusunda bir değişiklik yapılmamış, sadece listelerin diğer araçlarla duyurulması ibaresi eklenmiştir. Diğer araçlardan kastedilenin internet olduğunu söylemeye gerek yok.

Tasarı, Toplu görüşmenin kapsamı ele alınmaktadır. Kapsam şöyle belirlenmiştir.
a)      Kamu görevlilerine uygulanacak katsayı ve göstergeler.
b)      Aylık ve ücterler
c)       Zam ve tazminatlar
d)      Ek ödemeler
e)      Toplu sözleşme ikramiyesi
f)       Fazla çalışma ücreti
g)      Harcırah
h)      İkramiye
i)        Doğum, ölüm ve aile yardımı ödenekleri
j)        Cenaze giderleri
k)      Yiyecek ve giyecek yardımları
l)        Diğer mali ve sosyal haklar.

Anayasa değişikliğine “Evet” ve “Yetmez ama Evet” diyerek destek verenlerin söylediği şey daha demokratik bir sendikalar yasası olacağıydı. AKP hükümeti bunu da düşünerek bu maddeye bir ilave yaptı, “Aylık ve ücretler ile diğer mali ve sosyal haklara ilişkin sistemde değişiklik öngören talepler toplu sözleşmenin kapsamı dışındadır.” Yani AKP, ” bozuk düzeni değiştirmeye uğraşmayın, yapamazsınız fakat bu düzeni kabul edin gelin oturun konuşun sonunda biz istediğimizi yapalım” demektedir.

Toplu sözleşme hükümleri toplu sözleşme ikramiyesi hariç olmak üzere her kamu çalışanı için iki yıllık sürelerde geçerlidir.  Gene Emekli Sandığı kanununa göre aylık alan emeklilerin aylıklarının hesaplanmasında da toplu sözleşme hükümlerine göre belirlenen aylık ve taban aylık katsayıları esas alınacaktır. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa göre yaşlılık ve malullük aylığı alanlara da toplu sözleşme hükümlerine göre belirlenen aylık ve taban aylık katsayılarındaki artış dikkate alınır. Yani, kısaca, sadece kamu çalışanı değil, emeklilerde, yoksullarda, engellilerde açlığa mahkum edilmektedirler.

Tasarı,  Toplu Sözleşme görüşmelerini düzenlemektedir. Buna göre Toplu Sözleşme sonu tek rakamla biten yıllarda yapılacaktır. Yani 2013-2015-2017 gibi. Görüşmelere Kamu adına Kamu İşveren Heyeti, kamu çalışanları adına, Kamu Görevlileri Sendikaları Heyeti katılacaktır.

Kamu İşveren Heyeti
a)      Bakan
b)      Çalışma ve sosyal güvenlik bakanlığı temsilcisi
c)       Kalkınma Bakanlığı temsilcisi
d)      Maliye bakanlığı temsilcisi
e)      Hazine müsteşarlığı temsilcisi
f)       Devlet personel başkanlığı temsilcisi
Kamu Görevlileri Sendikaları Heyeti ise,
a)      En fazla üyesi bulunan Konfederasyonun başkanının temsilcisi ( Memur Sen)
b)      3 adet Memur Sen temsilcisi
c)       2 Adet Türk Kamu Sen temsilcisi
d)      1 Adet KESK Temsilcisi’nden oluşur.

Heyet başkanı ve temsilcilerin kimler olacağı Toplu Sözleşmeler başlamadan en az 15 gün önce Devlet Personel Başkanlığına bildirilecek, Toplu sözleşmeyi ise Kamu Görevlileri adına Kamu Görevlileri Sendikaları Heyeti Başkanı imzalayacaktır. Uluslar arası hiçbir Konfederasyon tarafından sendika olarak kabul edilmeyen hükümet yanlısı Memur Sen’in, kamu çalışanları adına toplu sözleşme imzalanması ise bize özgü bir ironidir.  Gene bu madde de toplu sözleşme imzalanmışsa hakem heyetine başvurulamaz denilerek KESK’in muhtemel hareketlerinin önü kesilmeye çalışılmaktadır.

Tasarı ile Kamu Görevlileri Sendikaları Heyeti hazırlayacakları Toplu Sözleşme Teklifini görüşmeler başlamadan en az bir hafta önce Devlet Personel başkanlığına verecektir. Burada ne yazık ki 1 üyeyle temsil edilen KESK’in görüşlerinin dikkate alınmayacağı aşikardır. Ancak eğer ortak bir teklif hazırlanamazsa KESK kendi Toplu Sözleşme Teklifini verebilecektir.  (AKP’nin kurdurduğu kontr sendika yoluyla KESK’i zayıflatanların üzerinde yüz binlerce kamu çalışanının ve onların ailelerinin veballeri vardır. 20-30 bin üye yaparak, onlardan kesilen aidatlarla kontr sendikacılık yapanları tarih yargılayacaktır).  Eğer hiçbir Konfederasyon görüşmelere katılmazsa sonraki toplu sözleşmeye kadar iki yıl hükümet mali ve sosyal hakları belirler. Bu maddede KESK’in muhtemel eylemlerini etkisizleştirmek için konulmuştur. Özetlersek Toplu görüşme 12 işveren temsilcisi ile 1 Kamu Emekçileri Temsilcisi arasında geçecektir. Sonucu oylama belirleyecektir. Bu başı ve sonu belli oyunu kuranlar ne demokrasiden, ne demokratik yaşamdan zerrece nasiplenmemiş halk düşmanlarıdır. KESK, bu aşamada tüm kamu emekçilerinin tek umududur.

Tasarı, anlaşmazlık durumunu işverenler açısından garantiye almak için yazılmıştır. Buna göre anlaşmazlık halinde hakem kurulu toplanacaktır. Hakem Kurulu,
a)  Bakanlar Kurulunca Yargıtay, Danıştay veya Sayıştay başkanları veya Başkanvekilleri ile, Başkan Yardımcıları veya Daire başkanları arasından seçilen bir üye. AKP’nin hukuk üzerindeki dönüşümü tamamlamış olması ve tamamen yandaş bir hukuk sistemi yaratması sonucu böyle bir hakemin ne olacağı çok ta meçhul değildir.
b) Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanlığından 1, Maliye Bakanlığından 1, Hazine Müsteşarlığından 1 ve Devlet Personel Başkanlığından 1 olmak üzere 4 üye.
c) Memur Sen’den 2 üye
d)  Türk Kamu Sen’den 1 üye.
e) KESK’ ten 1 üye.
f) Bakan tarafından önerilen ve Bakanlar kurulunca atanan 1 öğretim görevlisi üye.
g)  Memur Sen tarafından önerilen 3, Türk Kamu Sen tarafından önerilen 2 ve KESK tarafından önerilen 2 öğretim görevlileri arasından Bakanlar kurulunca seçilecek 1 öğretim görevlisi üye
olmak üzere toplam 11 üyeden oluşmaktadır.
11 üyenin 7 sini işveren belirlemektedir. Kalan 4 üyenin 2si hükümet yanlısı bir sendikaya aittir.

Burada da işveren tarafı 10 üyeyle temsil edilmektedir. KESK ise 1 üyeyle kamu çalışanlarını temsil etmektedir.

Tasarı ile 100’den fazla çalışanı bulunan işyerlerinin amirleri sendika üyesi olabileceklerdir. Bu madde yandaş sendikaya destek maddesi olarak gelmiştir. Ayrıca Özel Güvenlik Kurumlarında çalışanlar da sendikalara üye olabileceklerdir.

Görüldüğü gibi yeni yasa demokratik ve açık olmanın ötesinde baskıcı, emeği ve emekçiyi yok etmeye çalışan, sermayeden yana bir yapıdadır. Bu yasanın başlangıcı 12 Eylül Anayasa referandumudur. Sonunu ise Kamu Emekçilerinin mücadelesi belirleyecek.


İlgili Yazılar

Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome