Züccaciye dükkanına giren TIR - Ayça Söylemez

21 Ocak 2014 Salı

“Genel kabul gördüğü biçimiyle El Kaide’ye en yakın şey, kısa bir dönem boyunca, 1996 ve 2001 yılları arasında var oldu.


Ana üssü Afganistan’dı ve Tora Bora’da gördüklerim bu üssün yıkımının son sahneleriydi. Artık kapsamlı, çeşitlilik taşıyan bir radikal İslamcı militanlık hareketiyle karşı karşıyayız.”
The Observer gazetesinin başmuhabiri, Afganistan’da uzun süre bulunmuş olan Jason Burke, “El Kaide, Terörün Gölgesi” başlıklı kitabında örgütü böyle anlatıyor. Daha doğrusu “artık örgüt olmayan bir örgütü.” (Yani ayıp olmayacağını bilsem, “El Kaide bir örgüt değil düşüncedir ve düşünceler öldürülemez” diyeceğim.)

Bunun kanıtı, Yemen ve birçok Afrika ülkesinde örgütlenmiş, hatta bu ülkelerdeki zayıf yönetimlerin etkisiyle önemli inisiyatif kazanmış radikal İslamcı grupların, Ortadoğu isyanları ve çatışmalı dönemi de fırsat bilerek Irak, Suriye, İran ve Kuzey Afrika’da da güç kazanması.

ILIMLI İSLAM OLUR MU?
Tarihin en başarısız projelerinden biri olan “Ilımlı İslam”ın ve tabii ılımlı İslamcı olarak sunulan örgütlerin geleceği de “minyatür paylaşım masası” Cenevre 2’ye bağlanmış gibi.

ABD ve İngiltere, Suriye Ulusal Koalisyonu’nu ısrarla Cenevre 2’ye davet ediyor. BBC’ye konuşan Suriyeli kaynak, aslında yenilgilerinin itirafını yapıyor:  “Ilımlı bir muhalefetin olmaması durumunda alternatif nedir? Bir tarafta kimyasal silah kullanan zalim bir diktatör var, diğer tarafta da El Kaide, bizimle muhatap olmazlarsa kiminle muhatap olacaklar?”

Büyük ihtimalle Esad’la muhatap olacaklar. Ortadoğu’nun çok az “kazananı” var ve bu kişilerden biri, her şeye rağmen Beşar Esad. AFP’ye yaptığı açıklamada Esad, “Suriye'deki teröristlere yardım, para ve silah sağlayan Suudi Arabistan ve Türkiye üzerindeki baskının arttırılması gerektiğini” söyledi. Türkiye’yi “terör ihraç eden ülke” olarak niteledi.

El Kaide sadece Suriye’de mi varlık gösteriyor? Tabii ki hayır. El Kaide’ye bağlı Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) iki hafta önce Felluce kentinin denetimini ele geçirdi. Irak Başbakanı Maliki'nin danışmanlarından Saad el-Mutalabi BBC'ye verdiği mülakatta, IŞİD militanlarının ellerindeki silahların Felluce'ye Suriye'den girdiğini belirtti.

Peki hem Esad’ın hem Maliki’nin bahsettiği o silahlar, Suriye’deki radikal İslamcılara nasıl gitti?

TIR’la mı?
Daha açık sorayım: Türkiye, ABD’nin fiilen desteklediği Maliki hükümetine karşı kullanılacak silahları sağlayan, Batı’nın “terör listesine” aldığı finans kaynaklarına açıktan destek veren, dış ilişkilerini yürütme görevini verdiği istihbarat teşkilatını açıkça kurye olarak kullanan ve giderek büyüyüp güçlenen, merkezi yapılanmadan çıkıp tüm Müslüman ülkelerde ve tabii Türkiye’de de tehdit haline gelen El Kaide’ye arka çıkan bir politika izliyor olabilir mi? Hem de tam Cenevre öncesi?

Hükümetin tamamen delirmiş olmadığını varsayarsak, en azından tehlikeli bir enerji/petrol ve iktidar pazarlığına girdiğini söyleyebiliriz. Ve masanın en güçsüz taraflarından biri olarak “kazanma” şansının ne olduğunu görmek için kahin olmaya da gerek yok.

BirGün Gazetesi
21 Ocak 2014

 


Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome