Bir Serginin Görünür Olması için Sansasyonel Olması Şart - Lütfiye Bozdağ

31 Ocak 2012 Salı 10:19:40

Bu müze, yaşananlardan ders alınması beklentisiyle toplumsal barışın, dayanışma ve bütünlüğün sağlanması anlamında da büyük önem taşıyacak.


Bir Serginin Görünür Olması için Sansasyonel Olması Şart - Lütfiye Bozdağ

Günümüzün tekelci ve merkeziyetçi sanat düşüncesine karşın muhalif bir söylemle toplumsal gerçekliği eserlerine referans alan ve bir yakın tarih gerçeğinden yola çıkan 122 sanatçı, “Diyarbakır Hapishanesi Ne Yana Düşer” başlıklı sergide bir araya geldiler.

12 Eylül 1980 döneminde Diyarbakır hapishanesinde yaşanan travmatik bir toplumsal gerçekliği sanat aracılığıyla tartışmaya açmak ve toplumun kendi gerçeğiyle yüzleşmesine katkıda bulunmak amacıyla “Diyarbakır Cezaevi Gerçekleri Araştırma ve Adalet Komisyonu”, “78'liler Türkiye Girişimi-78'liler Federasyonu”, “Karşı Sanat” ve “Evrensel Sanat Merkezi”, ortak kararı ile gerçekleştirilen serginin koordinatörlüğünü Karşı Sanat Çalışmaları kurucusu Feyyaz Yaman gerçekleştirdi. Ayrıca “Red Fotoğraf”ın kurucu üyesi, Evrensel Sanat Merkezi Koordinatörü, Evrensel Gazetesi “Kadraj Köşesi” yazarı ve fotoğraf sanatçısı Özcan Yaman’ın ve 78’liler girişimi sözcüsü Celalettin Can’ın da katkılarıyla sergi hayata geçti.

Türkiye’de 12 Eylül sürecinin en ağır yaşandığı ve ağırlıklı olarak Kürt kökenli vatandaşların bulunduğu Diyarbakır 5 No’lu Cezaevi’nde Kürtlerin ötekileştirilmesi ve kimliklerinin imha edilmesine yönelik insanlık dışı uygulamaları deşifre etmeyi ve tartışma ortamı yaratmayı hedefleyen önemli bir sanat hareketi gerçekleştirildi.
1980 askeri darbesinin karanlık dönemine ışık tutmayı ve o dönemde Diyarbakır 5 No’lu cezaevinde yaşanan toplumsal gerçeklikle yüzleşmeyi hedefleyen bu sergi az sayıda bağımsız sol basın dışında ne yazık ki genel medyada hak ettiği ilgiyi ve önemi göremedi. 



Ta ki İstanbul ve Diyarbakır'ın ardından Urfa'da açılan sergide bir heykelin sansürlendiği haberi ortaya çıkana dek. “müstehcen heykel merdiven altına konuldu”, “Çıplak heykele 'tepki' sansürü” başlıklı haberlerle sergi birden görünür oluverdi.
Bir kez daha gördük ki bir serginin görünür olması için sansasyonel olması şartmış. Oysa bu sergi kamusallığı açısından tarihsel bir öneme sahip. Çünkü;

“12 Eylül askeri darbesi, özellikle Türkiye soluna ve tüm ötekilere yaptığı yargısız infazlar, ölümler, yaralanmalar ve işkencelerle topluma büyük bir travma yaşatmıştır. Sağlıklı bir toplum olarak yola devam edeceksek bu yüzleşmeyi sağlamak zorundayız. Eğer 12 Eylül ile yüzleşilmezse ve sağaltım yapılmazsa bu toplumsal travma, hastalıklı bir toplum olarak kalmamıza neden olacak…
Bu yüzleşmeyi sağlamak adına darbeden 30 yıl sonra 2007 yılında ilk adımı atan bir sivil toplum hareketi olan “Diyarbakır Cezaevi Gerçekleri Araştırma ve Adalet Komisyonu”nun hiçbir siyasi parti ile bağlantısı yok. Bir yargı organı da değil. Dünyada darbelerin yaşandığı ülkelerde, çeşitli adlar altında kurulan komisyonlar gibi bir komisyon. Amacı öç almak değil,  amacı gerçeklerin ortaya çıkarılmasını sağlayarak, hukukun yerine getirilmesi ve adaletin sağlanması. Ayrıca 12 Eylül 1980 askeri darbesinin karanlık yüzünü aydınlatarak cezaevlerinde yaşanan ağır travmanın sağaltılması ile toplumsal barışa giden yolun açılmasını sağlamak.

“Diyarbakır Cezaevi Gerçekleri Araştırma ve Adalet Komisyonu”, yaptığı basın açıklamasında sergi konusuyla ilgi şu açıklamalara yer veriyor; “Diyarbakır 5 Nolu Askeri Cezaevi’nde yaşananlar o dönemin en kanlı ve trajik parçası. 1980 Askeri darbesi sonrasında eşi benzeri görülmemiş işkencelerin yaşandığı Diyarbakır Cezaevi özgün bir askeri toplama kampı işlevi gördü.”

Baro’lar, Çağdaş Hukukçular Derneği, Türk Tabipleri Birliği-ve Tabip Odaları, Türkiye Psikiyatri Derneği, Türk Psikologlar Derneği, Türkiye İnsan Hakları Vakfı, Belgesel sinemacılar, Gazeteciler Cemiyetleri, Tarih Vakfı ve uğraş konusu tarih olan diğer kuruluşlar, İnsan hakları kuruluşları, “Diyarbakır Cezaevi Gerçekleri Araştırma ve Adalet Komisyonu”nun bu insani çabasını destekliyorlar.

“Diyarbakır Hapishanesi Ne Yana Düşer?” sergi koordinatörlüğünü yapan Karşı Sanat, yaptığı sergi çağırısında Diyarbakır 5 No’lu cezaevinde yaşanan toplumsal gerçekliğin sanatsal alanda hayat bulmasının gereğini şöyle açıklıyor; “Toplumun, toplumsal dinamiklerin sanatla olan dolayımsız bağlarını kurmakta etkin biçimde rol üstlenmeyi seçen bizler, 22 Eylül 2011 tarihinde Karşı Sanat’ta, Diyarbakır Hapishanesi’ni, Diyarbakır Hapishanesi’nin katı gerçekliğini ve orada yaşananları tüm boyutlarıyla irdeleyen bir sergi için çağrıda bulunuyoruz. Kültür endüstrisinin tüketime endeksli sahteciliğine karşı, sanatla hayatın verimli bir ilişkiye girmesinden taraf olan, üretimlerini bu perspektif temelinde dolaşıma sunmak isteyen sanatçıları da, bu sergi kapsamında kendilerini ifade etmeye davet ediyoruz. Sanatı elitist kültürel cemaatlerin steril yaşam alanlarında oynanan danışıklı pazar oyunlarına hapsetmeyen, estetik arayışların biçim fetişizminden ziyade tematik duyarlılıklarla ve bilfiil hayatın tüm renkleriyle kurulan somut bağlarla anlam kazandığına inanan herkesi, Diyarbakır Hapishanesi özelinde 12 Eylül zulmüne karşı sözünü söylemeye kışkırtıyoruz.”



Toplumun vicdanı olan sanatçılar, Diyarbakır 5’nolu cezaevinde yaşanan travmanın dilsizleştirdiği insanların dili olmaya, onları cesaretlendirmeye, sözlerini yeniden kurmaları için uygun ortamı oluşturmaya destek vermeyi hedefliyor. Bu cezaevinde yaşananların toplum bilincine çıkmasının, yapılanların ve sorumluların toplum vicdanında mahkûm edilmesinin, adaletin sağlanması yolunda bir adım olması bakımından önemli olan bir çabaya destek veren sanatçılar sergide; fotoğraf, resim, performans, heykel, edebiyat, grafik ve video art gibi disiplinlerde yaptıkları çalışmaları kamuyla paylaşıyorlar.(1)
122 sanatçının çalışmalarının yer aldığı sergi, İstanbul’da 22 Eylül-19 Ekim 2011 tarihleri arasında iki farklı mekânda sergilendi. Bazı yapıtlar Beyoğlu Karşı Sanat Çalışmaları Galerisinde yer alırken bazı yapıtlar Tarlabaşı’nda bulunan Evrensel Sanat Kültür Merkezi’nde izlendi. Bu sergi TÜYAP sanat fuarında daha geniş kitlelerle buluştuktan sonra Diyarbakır Sümerpark Sanat Galerisi'nde, ardından da Urfa’da sergilendi ve Türkiye’nin 10 ilini gezecek.

78'liler Derneğinin girişimiyle Diyarbakır 5 Nolu cezaevinde mağdur olan kişiler ve aileleri için 2 bine yakın suç duyurusunda bulunuldu. 12 Eylül’e karşı acı ve direnişlerin tarihsel mekânı olan Diyarbakır Cezaevini yıkıp yerine eğitim kompleksi yapmak isteyen hükümetin bu tavrına karşın 78'liler Derneğinin girişimi ile Cezaevi’nin canlı bir müzeye dönüştürülmesi için 100 bin imza toplandı. Tarihsel mekânların yok edilmesi, bazı olayları tarihin belleğinden silme çabaları, tarihin saptırılarak gerçekliğin yitirilmesine neden oluyor. Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi "Adalet ve Özgürlük Müzesi"ne dönüştürüldüğü zaman yaşanan zulümün izleri ve tarihsellik belleğimizde daima canlı tutulacak. Bu müze, yaşananlardan ders alınması beklentisiyle toplumsal barışın, dayanışma ve bütünlüğün sağlanması anlamında da büyük önem taşıyacak.

(1) Lütfiye Bozdağ;“emeğin sanatı” 30 Eylül 2011, http://emeginsanati2.blogcu.com/lutfiye-bozdag-diyarbakir-hapishanesi-ne-yana-duser/11223656



 


Sergi
   
Sergi

İlgili Haberler

Diğer Haberler

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için info[email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome