IŞİD yada ‘’Men Dakka Dukka’’ - Hilmi Begümcan

18 Haziran 2014 Çarşamba

Son günlerdeki atağıyla dünyanın ve ülkemizin gündemini oluşturan Işid bir örgütler koalisyonudur. Özel olarak bir Sünni koalisyon; ama genelinde bir Arap koalisyonu.


Böyle bir koalisyonun ortaya çıkmasını tetikleyen ise, Kuzey Iraklı Kürtlerin petrolü, Tayyip E. ekibinin kışkırtmasıyla da dünya pazarlarına çıkarıp satması.ABD ve İngiltere bile 8 yıla yakın işgallerinde tuttukları bu ülkede böyle bir girişimde bulunmadı.Bedevi ruhunu doğru çözümledikleri için bırakın petrolü kendi hesaplarına satmayı, tamire muhtaç kuyuların onarım işlerini bile yerel halka bıraktılar.Bu zenginliği onların elinden almayı düşündürecek tüm davranışlardan titizlikle kaçındılar.

Öteden beri Kerkük’ün Kürtlere ait olduğunu söyleyen Barzani; ABD’nin tüm uyarılarına rağmen petrolü kendi hesabına satınca, hücrelerine kadar bölünmüş Arap milliyetçiliğini bir araya getirdi. ABD’nin hem Barzani’yi hem de Tayyip E.’yi uyarmasının nedeni böyle bir sonuca yol açacağını bilmesiydi. Nitekim Esad’a karşı yürütülen savaşı organize eden Dubai’deki karargah, yönünü ’onların petrolünü çalan hırsızlara’ yöneltti.

Bir anda aralarındaki çarpışmaları tatil edip, Kürtlere yönelmek için hazırlığa-konumlanmaya giriştiler. Mursi’ye bağlı Şii kökenli Irak ordusunun başta Musul ve Kerkük olmak üzere tüm bölgeden Bağdat önlerine kadar çekilmesinin nedeni budur.İşte onun için Işid genel olarak bir Arap koalisyonudur. Bu adamlar Suriye’den geldiler, buradaki mevzilerini terk ederek ama Esad ilerleyip onların terk ettiği zayıflattığı mevzileri kolayca ele geçirebileceği halde bunu yapmıyor, işte onun için Işid genel olarak bir Arap koalisyonudur.Birçok kişi bunu şaşkınlıkla karşılayabilir.Ama onların ‘kankası ve kanlısı’ Yahudilerin; onların olası davranışlarını analiz eden ünlü atasözü prizmasından bakarsanız, bunun eşyanın tabiatına uygun olduğunu anlarsınız.

Musevi atasözü şöyle; bu Arap diyor babasına karşı kardeşleriyle birlik olur. Kardeşine karşı ise amcasıyla. Amcasına karşı ise köyün muhtarı ile birlikte hareket eder. Ama söz konusu düşman yabancıysa (Arap değilse) hiçbir şey olmamış gibi hep birlikte hareket ederler. Denilebilir ki Kürtlere yönelme işini Mursi niye yapmadı. Çünkü Mursi ve ordusu Şiiliği temsil ediyor. Irak’ta uzun zamandır süren bir mezhep savaşı var. Kürtler ise Şafii yani Sünni. Bu durumda Barzani ile Mursi’nin kapışması bir Şii-Sünni savaşı olarak algılanacaktır. Arap dünyasında Esad’ı bile dolaylı olarak içine alacak bir koalisyonun oluşabilmesi için, bunun bir Sünni birliktelik tarafından gerçekleşmesi gerçekçiydi. Nitekim bu aşamada başarıyla bunu yürütüyorlar. Konsolosluğumuza ve şoför emekçilerimize yönelmeleri bir uyarı. Tayyip E. ve Davutoğlu’nun yanlış tercihlerine karşı. Ama bunun Türkiye’nin tercihi olamayacağını biliyorlar, daha ileri gitmeyeceklerdir.

Türkiye oligarşişi ve güvenlik bürokrasisi bakımından,süreci; bir aydır süren PKK’nın kitle eylemleri ve son olarak da bunun hava kuvvetleri karargahındaki ‘bayrak’ operasyonu ile taçlandırılması pratiğinin de kanıtladığı gibi; dikkatle takip ettiği ve uygun bir yerde durduğu açıkça görülüyor. Bu yer Türkiye’nin bu kanlı kaosta Arapların ve Kürtlerin petrol için birbirlerini boğazlayacakları bu karmaşada en az zararla çıkacağı yerdir.

Ancak Tayyip E. ve çevresindeki çete için bunu söylemek zor. Bu savaşı, cumhurbaşkanlığını kazanmak için kullanmaya kalkabilir. Çünkü daha şimdiden ortak adayın ağırlığı altında ezilmeye başladı. Türk milliyetçiliğinin sağı ve soluyla, tüm kanatlarını birleştirecek bu aday karşısında hiç şansı yok. Ya adaylıktan vazgeçecek ya da işe aldığı, bazı ahlakı bozuk sözde ülkücüler eliyle bazı provokasyonlara girişecek. Suçu da ‘reaksiyoner solun’ üzerinden, genel olarak demokratların ve laik unsurların üzerine yıkıp; ortak adayın tabanını parçalamaya çalışacak. Daha şimdiden Okmeydanı’nda bunu duvar yazıları düzeyinde uygulamaya başladılar bile. Durup durduk yerde, ’Okmeydanı komünistlere mezar olacak’ diye yazılama yapıyorlar ilkokul duvarlarında, altına da üç hilal koyuyorlar. Tam ortak adayın açıklandığı günün-gecesi yapıyorlar bunu. Yanına da ‘Unutmak ihanettir’ yazıyorlar. Kurnazlara bakar mısınız. Aslında gerçek imza Kasımpaşa 1453 halbuki. Özellikle ‘reaksiyoner solun’ çok dikkatli olması gerekiyor.

Yeniden Işid’in ilerleyişine dönersek, Işid’in gerçek hedefinin Kerkük ve adam başı 5.000 dolara ulaşan zenginliğiyle Kuzey Irak’taki Kürt bölgesi olduğu açık. Peşmergeleri yenerlerse,başta Kerkük, Süleymaniye, Erbil olmak üzere tüm bölgeyi yağmalarlar ve Kürtleri dağlara sürerler. 1.Körfez Savaşında Saddam’ın yaptığı gibi, yüzbinlerce Kürt’ün Türkiye sınırına yığılmasına yol açabilirler. Bunun engellenmesi düzlükte ve kentlerde savaş deneyimi olmayan peşmerge birliklerinin, son on yılda ne kadar yetkinleştiklerine bağlı. Çok büyük bir insani kriz doğmadıkça ABD ve AB olaya askeri açıdan müdahale etmeyip, her şeyin projelerine uygun bir şekilde cereyan etmesini bekleyeceklerdir.

Projenin, Büyük Ortadoğu olarak ilan edilen bölgede, kapitalist pazarın derinleştirilmesi için kontrol edilebilir istikrarsızlık yaratmak olduğu biliniyor. Düşük yoğunluklu savaşlar aracılığıyla bu bölgelerdeki; taşınamaz sermaye değersizleştirilecek, taşınabilir olanlar ise güvenli merkez ülkelerin bankalarına akacak. Bu arada silah sanayi tam kapasite çalışacak. Böylece geçimlik üretim yapan milyonlar mülksüzleşip kendi yiyeceklerini kendileri yetiştiremez hale gelecek. İş güçlerinden başka satacak hiçbir şeyleri olmayan insanlar haline gelecek. Geçmişte Yüzyıl Savaşları da Batı Avrupa’da bunu sağlamıştır. Şimdi bunlar yerel ve tarihsel anlaşmazlıkların önünü açarak ve kışkırtarak; karşı devrimci bir tarzla üretici güçlerin gelişmesini sağlıyorlar. Çevirdikleri dümen bilince çıkmasın diye de, ortaya çıkan durumlara Turuncu Devrim ya da Arap Baharı gibi albenili isimler takıp pazarlıyorlar.

Aşiret reisleri tarafından yönlendirilen Kuzey Iraklı Kürtlerin, bu olayın da gösterdiği gibi, modern sınıflar tarafından yönlendirilmedikçe akıl almaz yanlışlar yapmaktan ve bu yüzden de kazanımlarını kaybetmekten kurtulamayacaklarını gösteriyor. Barzani de ABD ve Araplara rağmen kendi hesabına petrol satmaya kalkarak, ulusal bir önder kapasitesine ulaşamadığını açıkça gösteriyor. On yılda 800 dolardan 5.000 dolara kelle başı gelire erişmiş 5 milyon insanın; birkaç gemi dolusu petrol satmak ve parayı da cebe atmak için tehlikeye atmaya değer mi? O petrolü kendi hesaplarına satmaya Kuzey Iraklı Kürtlerin ihtiyacı yok ki, Aşiret reislerinin ihtiyacı var.

Çürük gemilerle ya da havasız tır dorselerinde boğularak ölmekle sonuçlanan, Avrupa’ya kaçak yoldan girme seferlerine katılmak yerine;artık birçok yoksul ve çaresiz insanın kaderini değiştirmek için uğraşan bu cüretkar insanların;Arap fonları aracılığıyla organize edilen ve uluslar arası kapitalist sistemin yol verdiği-hedef gösterdiği sözde İslam ordularına katılmayı tercih ettiğini tespit etmek gerekiyor.Aslında bu insanlar kaderlerini değiştirmek istiyor.Allah-peygamber palavraları;ganimet ordusunun vitrini aslında.Ne de olsa fetvalar gayet net.Kafirlerin malı ve her şeyi müslümana helaldir.Ve sistem herhangi birini Müslüman bile olsa kafir ilan etmeye uygun bir şekilde işliyor.

Kapitalistler havasız bir tır kasasında sınırı geçerken ölmek ya da Libya’dan,Marmaris’ten AB sınırlarına girmeye çalışırken çürük teknelerde denize batıp boğulmaktansa daha gerçekçi bir alternatifi size sunuyoruz diyor. Ganimet ordusuna katılın,hayatta kalmayı başarın,paçayı kurtarın,kazandığınız para ve ganimetle ailenize iyi bir hayat sağlayabilirsiniz diyor.Nitekim özendirici örnekler de bir hayli var. Örneğin Afganistan’da Ruslarla savaşıp sağ dönen hepsinin en azından birer esnaf olabilmesi gibi. Bu İslam ordusu yok efendim İslamiyet birleşiyor numarasının arkasındaki gerçek bu.Işid savaşçılarını bir araya getiren motive eden unsur da bu.

Bu yüzden Kuzey Iraklı Kürtlerin karşılarına dikilen ordunun mensuplarının aç olduğunu,tıpkı onların 800 dolar kazandıkları günlerde oldukları gibi,gözlerini zenginliğe, Kürdistan bölgesindeki 5.000 dolara diktiklerini bilmeleri gerekiyor. Kerkük, Erbil, Süleymaniye’deki zenginliklere el koymak için kolayca vazgeçmeyeceklerdir buradan. Eğer peşmergeler ve tüm Kürtler birlik olup iyi bir direniş sergilerlerse;savaş uzar-Arap koalisyonu daha da güçlenir ve sonuçta; 2003’te ABD-İngiliz işgali sırasındaki öneri tozlu raflardan indirilip gerçekleştirilebilir bir hale de gelebilir. Yani Kerkük ve Musul bölgesinin Birleşmiş Milletler gözetiminde ya da ilgili ülkelerin gözetiminde, Serbest Şehirler ve Bölge olması gibi. Kim bilir belki de emperyalist-kapitalist projenin bir köşesinde böyle bir tercih vardır.


Diğer Yazılar

Gündem | RedHaber E-Dergi | Emek | Ekonomi | Dünya | Ekoloji | Gençlik | Kadın | Söyleşiler | Kültür-Sanat | MuhalifSpor | Haziran Haberleri | Yerel Seçim 2014 | Direniş Haberleri
anasayfa | künye | muhalefet | yazarlar | arşiv
muhalefet.org bir Birgün Kitap yayınıdır.
İletişim için [email protected]

Sitemizi sorunsuz görebilmek için taryıcınızı güncellemenizi öneririz.
Mozilla Firefox - Internet Explorer - Google Chrome